'Dijital Miras' tartışması

PROF. DR. ERSAN ŞEN: “KİŞİ ÖLSE BİLE HATIRASININ OLDUĞU VE BUNA SAYGI GÖSTERİLMESİ GEREKTİĞİ AŞİKARDIR” “Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk dairesinin Denizli 4. Sulh Hukuk mahkemesinin kararını kaldırma ve yeni bir karar

'Dijital Miras' tartışması
'Dijital Miras' tartışması
Bu içerik 57 kez okundu.


PROF. DR. ERSAN ŞEN: “KİŞİ ÖLSE BİLE HATIRASININ OLDUĞU VE BUNA SAYGI GÖSTERİLMESİ GEREKTİĞİ AŞİKARDIR”

“Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk dairesinin Denizli 4. Sulh Hukuk mahkemesinin kararını kaldırma ve yeni bir karar verilmesi amacıyla bu mahkemeye gönderilmesine dair karar, dijital mal varlığı, buna bağlı dijital miras anlamında ve tereke tespitiyle ilgilidir. Bir defa bölge adliye mahkemesi öncelikle, tereke tespitinin iyi bir araştırma yapılarak belirlenmesinin yapılmasını istemiştir. Tereke tespitine hakkı olanın bu talebinin ilgili sulh hukuk mahkemesince en ince şekilde değerlendirilip, neticelendirilmesi istenmiştir. İkincisi ise bölge adliye mahkemesi gelişmelere bakarak, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerinde ele almak suretiyle mal varlığı kavramından ve murisin miras bıraktığı mal varlığından ne anlaşılması gerektiğini ortaya koymaya gayret etmiştir ki bilimsel kaynaktan yararlanılarak, dijital mirasın gelinen bu zamanda olabileceğini ve burada dijital mal varlığının kapsamına videoların, fotoğrafların, e-postaların, elektronik ortamda depolanan ve yalnızca dijital formda bulunan diğer varlıkların girebileceğini ifade etmiştir. Bu yönüyle bir kişinin cep telefonu değil, o telefonların içlerinde bulunan bilgilerin, fotoğrafların ve içinde saklananlarının da yine dijital mal varlığına konu olacağı ve tereke tespitinde dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Buna karşılık akla gelebilecek husus ise şudur, kişi ölse bile hatırası vardır. Saygı gösterilmesi gerekir ancak kişinin hatırasına hakarette ölüm vakasını arayan kanun koyucu, hakaret suçu bakımından ayrı bir düzenleme yapmıştır. TCK’nın 125. Maddesinde hakaret suçunu düzenleyen kanun koyucu, 130. Maddede bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakaret edilmesinden bahsetmiştir. Bunun gerekçesinde ise şunu dile getirmiştir. Onur, şeref ancak yaşayan kişiler için mümkündür. Ölen bir kişinin sadece hatırasından söz edilirdi. Buradan hareket bakıldığında ceza kanununu getirip buraya yorumladığımızda da kişinin ölmekle hatırası olduğu ve buna saygı gösterilmesi gerektiği aşikardır fakat onur, şeref, saygınlık ve özel hayat gibi kavramların ölmek ile bittiği sonucu çıkarılabilir."

“GELİŞEN TEKNOLOJİ İLE DİJİTAL ORTAMDA BULUNAN VERİLER MAL VARLIĞI OLARAK KABUL EDİLİYOR”

"İki tercih vardır; ilki dijital miras, bu anlamda cep telefonlarının içinde bulunan veriler, kayıtlar, saklanan hesaplar burada bulunan kıymetler ki hani bunlara mı öncelik verilecek? O zaman dijital miras ve bunun da mirasçı tarafından elde edilmesi, elde edilmesi amacıyla da tereke tespitinin en iyi şekilde yapılması doğru olacaktır. Diğer taraftan da ölen kişinin kendisine özel bilgileri, özel hayatı, cinsel yaşamı, dokunulmazlığı tüm bunlar ölünün hatırası, saygınlığı ele alınmak suretiyle korunacak mıdır? İşte bu yerde bölge adliye mahkemesi bir tercihte bulunmuştur ve demiştir ki, dijital miras ön plandadır, tereke tespitinin buna göre yapılması lazım. Çünkü gelişen teknoloji ile artık dijital ortamda hazırlanan bilgiler, belgeler değer ve mal varlığı kapsamında kabul edilmelidir. Buna karşı ise kişi hayatını kaybetse bile başkalarını ya da kendisini ilgilendirecek özel görüşmeleri ve yazışmaları, belgeler, fotoğrafları olabileceğinden hem de vefat eden kişinin saygınlığına hürmeten ve üçüncü kişilerin onur, şeref ve haysiyetlerini korunması adına, hayır vefat eden kişinin özel hayatı kapsamına giren bu belge ve bilgilere dokunulmayacağı sonucuna varılabilir."

“VEFAT EDEN KİŞİ HAYATTA OLSAYDI, BU ÖZEL VERİLERİN MİRASÇILARI TARAFINDAN PAYLAŞILMASINI İSTEMEZDİ”

"Kanaatimizce dijital miras bir kıymet, bir anlam ifade edenler elbette sayın mahkemenin tespit ettiği üzere mal varlığı sayılı biri. Ama bunun dışında başkalarını ilgilendiren, üçüncü şahısları ilgilendiren ve şahsın gizli yaşamına giren, mal varlığı olarak değerlendirilmeyecek, o kişinin yazışmaları veya başkalarıyla olan fotoğrafları biçiminde değerlendirilebilecek. Mal varlığında üstün korunması gereken yararın hem orada bulunan üçüncü kişiler hem de vefat edenin saygınlığı olarak da kabul edilecektir. Ciddi bir çatışma yeridir burası bir tarafta miras hukukundan kaynaklanan dijital mal varlığı ve bunun muristen mirasçıya kalması, diğer taraftan da o kişinin saygınlığının ve üçüncü kişilerin korunması. Elbette bu anlamda hayatını kaybeden hayatta olsaydı, iradesini ortaya koysaydı bu özel yazışmaların, oradaki bilgilerinin mirasçıları tarafından paylaşılmasını istemezdi. Bu dengenin iyi kurulması, tereke tespitinin saygınlığını koruması ve temasta bulunduğu üçüncü kişilerin özel hayatlarının, isimlerinin, şan ve şöhretlerinin, saygınlıklarının korunması amacıyla elbette başkalarının kişilik haklarına da saygı gösterilmesi gerekilir. Bu ayrım yapılıp ona göre hareket edilmesi isabetli olacaktır."

“VEFAT EDEN KİŞİNİN SAYGINLIĞININ KORUNMASI GEREKİLİR”

"Ancak dijital çağda artık dijital materyalin, mirasa konu olabileceği ve kıymet ifade ettiği takdirde hususta tartışma yoktur. Ancak kanun koyucu baktığımızda Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesinin 2. fıkrasında kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak zorunda dediğine göre, bu hususta vefat edilen kişinin saygınlığının korunması, temasta bulunduğu üçüncü kişilerin saygınlığı korunması gerekilir. Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında değerlendirilebilir. Bu hassasiyetin dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.”

*

AV. EJDER DEMİR: “GELİŞEN TEKNOLOJİ İLE BİRLİKTE HUKUKUMUZDA DİJİTAL MİRASA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALIDIR”

“Miras hukuku, tarihin çok eski dönemlerine dayanan hukuk dalıdır. Hiç şüphesiz en büyük değişimini, içinde bulunduğumuz mevcut dönemde yaşamaktadır. Önceleri menkul ve gayrimenkul eşyalarla sınırlı olan miras düşüncesi, artık farklı bir boyut kazanmaya başlamıştır. Örneğin; fikri haklar da somut bir eşya olmamasına rağmen miras hakkına dahil olmuştur. Bilişim devriminin ardından, çok hızlı gelişen, hukuk sistemlerinin net tanımlayamadığı borç ilişkileri, malvarlığı değerleri doğmuştur. Dijital miras kavramı da bunlardan biri olup henüz herhangi bir kanuni düzenleme yapılmamıştır. Dijital miras kavramıyla ilişkili olan bir konu ise kişisel veridir. Kişisel veri, belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin tüm bilgiler anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, isim, soyisim, fotoğraflar, ses kayıtları, e-posta adresi, kullanılan bilgisayarın IP adresi, GPS verileri gibi veriler AİHM’e göre AİHS madde 8/1 kapsamında olup birer kişisel veridir ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile de ayrıca koruma altına alınmıştır."

“ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ANAYASAMIZ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ İLE GÜVENCE ALTINA ALINMIŞTIR”

"Özel hayatın gizliliği hem Anayasamız hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır. Ancak bazı durumlarda, olayın özelliğine göre bir kimsenin bilgilerine erişilmesi, paylaşılması hakkın ihlali sonucunu doğurmamalıdır. Nitekim bir kişi öldüğünde mirasçılarının onun bazı kişisel verilerine ulaşması gerekebilir. Bunun aydınlatılması amacıyla kişinin mirasçılarından birinin miras bırakanın telefon kilidinin açılarak kişisel verilerine erişim talebi, bilgilere başka türlü erişim sağlanıp sağlanamadığı, bilgilere erişim için başvuran tarafın makul bir sebebinin olup olmadığı gibi hususlar göz önüne alınarak; hâkim tarafından talebin özel hayatın gizliliğinin ihlalini oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir. Bu nedenle farklı görüş ayrılıklarının önüne geçilebilmesi için dijital mirasa ilişkin düzenlemelerin mevcut hukuk sistemimize kazandırılması gerekir."

“ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİN İHLAL EDİLMEMESİ GEREKİR.”

"Mevcut hukuk düzenimizde dijital olarak depolanan fotoğraf, video, e-posta, sosyal medya hesapları veya YouTube gibi video paylaşma hesaplarının akıbeti meçhuldür. Hareket noktasını Medeni Kanun olarak ele alırsak, madde 599/2’ye göre; Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Görüldüğü üzere her ne kadar ihtilaf konusu olan kavramlar yok ise de madde metni düzenlenirken sınırlı olarak sayılmamıştır. Fotoğraf ve videolar açısından incelendiğinde bu verilerin özel anı olarak değerlendirilmesi pek olağandır. Özel anıların kanuni mirasçılara intikali ise öğretide kabul edilmektedir. Bununla birlikte miras bırakanın e posta hesabı, e-cüzdan gibi malvarlığını ilgilendiren kişisel verileri Türk Medeni Kanunu’nun 599.maddesi kapsamında terekeye dahildir. Tereke de miras hukuku hükümlerine göre bütün olarak, yani mirasçının iradesi aranmadan kendiliğinden aktif ve pasifleriyle birlikte mirasçıya intikal edeceği için mirasçının bilgileri edinmesi özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecektir şeklinde de değerlendirilebilir."

SOSYAL MEDYA HESAPLARI NE OLACAK?

"Asıl çekişmeli konu ise sosyal medya hesaplarının miras hakkına konu olup olamayacağıdır. Sosyal medya hesapları artık herkesin en az 1 tane üyeliği bulunduğu, kullanıcı adı ve şifresiyle giriş yapabildiği adeta insanların internetteki kişilikleridir. Sosyal medya hesaplarından yalnızca haberleşme, fotoğraf ve düşüncelerin paylaşımı amacı güdülmediği günümüzün bilinen gerçeğidir. Reklam gelirleri, bu sektörün ana damarlarından biri olup yalnızca ticari kaygılarla oluşturulan sosyal medya hesapları vardır. Toparlamak gerekirse ticari kaygı güden bu hesapların ekonomik açıdan yüksek değerleri bulunduğu, bazı insanların tek malvarlığı değerlerinin bu hesaplar olduğu rahatça söylenebilir. Kişilerin ticari kaygı gütmeden salt haberleşme aracı olarak kullandığı hesapların intikali ise anayasal ilkelerden haberleşmenin gizliliği ve kişisel verilerin korunması açısından dikkatle irdelenmelidir. En azından şu an en makul izlenecek yol Medeni Kanun madde 1 gereği hâkimin hukuk yaratmasıdır. Ticari kaygı güden hesaplar malvarlığı değeri olarak değerlendirilip kanuni mirasçılara intikal etmelidir. Kişisel hesaplar açısından, murisin iletişimde bulunduğu kullanıcıların hakları gasp edilmeden verilerin mirasçılara-belki de en yakın ilişkili olduğu mirasçılara-intikali sağlanmalıdır.”

*

AV. FATİH UZUN: “DİJİTAL MİRAS YORUMA AÇIK, GENİŞ BİR KAVRAM"

"Miras, gerçek kişiye ait olan ve bu gerçek kişinin ölüm anında, başka bir işleme gerek olmaksızın mirasçılarına geçecek malvarlığı, hak ve yükümlülüklerin toplamı olarak tanımlanabilir.
Türk hukukunda terekenin mirasçılara geçişi hususunda genel kural, malvarlığı haklarının intikalinin mümkün olması ancak şahsa bağlı hakların ölüm ile son bularak intikale tabi olmamasıdır. Hukukumuzda mirasta intikal kalemleri TMK m. 599/2 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre; 'Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.' Söz konusu madde metninden anlaşılacağı üzere, intikal edecek hak ve yükümlülükler numerus clauses (sınırlı sayıda) olarak sayılmadığından, bunların dışında da intikali mümkün haklar bulunmaktadır.
Son yıllarda internetin, insan hayatında son derece büyük rol oynamasıyla ticari işlemler dahil pek çok işlem internetten gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Yenilikçi teknolojilerin ortaya çıkmasına paralel olarak mülkiyet kavramında da değişiklikler yaşanmış; dijital mülkiyet ve buna bağlı olarak dijital bilgilerin terekeye dahil olup olmadığı hususu tartışılmaya başlanmıştır.
Dijital dünyanın sürekli değişmesi nedeniyle dijital malvarlığının nelerden oluştuğu net biçimde belirlenememekte ise de; dijital malvarlığı, videolar, fotoğraflar, e-postalar, kişisel sosyal medya hesapları gibi elektronik olarak depolanan ve yalnızca dijital formda bulunan diğer varlıklar olarak tanımlanabilir.
Dijital miras ise yoruma açık ve son derece geniş bir kavramdır. Dijital miras özetle şu şekilde tanımlanabilir: 'Dijital miras kavramının içine miras bırakanın dijital malvarlığının tümü girmektedir; buna göre, donanım ve yazılıma ek olarak kaydedilmiş veriler, telekomünikasyon şirketleri ve internet servis sağlayıcıları ile kurulmuş sözleşme ilişkileri, erişim yetkileri, e-posta hesaplar, sosyal medya ağlarındaki üyelikler ve internetteki kullanıcı hesapları dijital mirasın kapsamındadır.'"

"ÖZEL HAYATIN GİZLLİLİĞİNE DOKUNULAMAZ"

"Dijital malvarlığı ve dijital miras kavramları hakkında yabancı mevzuat kapsamında yasal düzenlemeler mevcut olmamakla birlikte, çeşitli yabancı mahkeme kararlarında bu kavramlar ile karşılaşmak mümkündür. Ülkemizde de hukuki statüsü düzenlenmeyen bu kavramlar ilk defa Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2020 tarihli kararı ile yargı konusu yapılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi konuya ilişkin kararında dijital miras kavramını tanımlayarak, dijital malvarlığının terekeye dahil olması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Dijital bilgilerin mirasçılara miras hukuku kapsamında intikalinin mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirmede bulunabilmek için öncelikle Anayasa’nın birtakım ilkelerine değinmek gerekmektedir. Anayasamız madde 35/1’e göre; 'Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.' Ancak söz konusu hakkın belirli sınırlarının mevcut olduğunun kabulü gerekir. Bunlardan biri Anayasa’nın 20. maddesiyle koruma altına alınmış olan özel hayatın gizliliği ilkesidir. Bu ilke gereğince kişilerin özel hayatının gizliliğine dokunulamaz. Her ne kadar TMK md. 28/1 gereğince kişilik ölümle son bulduğundan ölen açısından bu ilke savunulamasa da, ölenin sosyal medya hesapları üzerinden iletişim kurduğu kişiler açısından bu ilkenin geçerliliği kabul edilebilir. Bu kişiler, sosyal medya hesaplarında paylaştıkları hesap içeriklerine ve yazışmalara yalnızca muhatap olunan hesap sahipleri tarafından ulaşılabileceğine yönelik haklı bir güvene sahiptir."

"HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİ ESASTIR"

"Taraflardan birinin ölümü sonrasında, 3. kişilerin miras yoluyla karşılıklı konuşmaları erişebilecek olması haberleşmenin gizliliği ilkesinin de ihlalini gündeme getirecektir. Anayasa’nın 22. maddesi uyarınca haberleşmenin gizliliği esastır. Günümüzde sosyal medya uygulamaları üzerinden haberleşilmesi çok yaygındır. Cezai açıdan bakıldığında ise TCK m. 132 haberleşmenin gizliliğinin ihlalini, TCK m. 134 ise özel hayatın gizliliğinin ihlalini suç saymıştır. Dolayısıyla hukuki bir zemine oturtulmaksızın ölenin sosyal medya hesaplarının şifresinin mirasçılara geçeceğinin kabulü hem anayasal ilkeleri ihlal edebilmekte hem de TCK gereğince suç teşkil edebilmektedir. Bunun yanı sıra dijital mal varlığının terekeye belirli sınırlar belirlenmeksizin dahil edilmesinin, uluslararası hukuk ve ülkemizde KVKK kapsamında koruma altına alınan kişisel verilerin korunması ilkesi ile de çelişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Halihazırda, kişiler geçerli bir vasiyetname düzenleyerek veya mirasçı ataması yollarıyla dijital malvarlığını miras bırakabilmektedir. Ülkemizde henüz yasal bir düzenlemeye kavuşturulmayan dijital miras konusuna doktrin ve yargı kararlarıyla çözüm üretilmesi gerekmektedir. Olası uyuşmazlıklarda kişinin iş hayatına ya da ticari hayata ilişkin maddi içerikli sosyal medya bilgi ve verilerinin mirasçılar tarafından öne sürülmesi ve bilirkişi aracılığıyla da ispatlanması şartıyla mirasa konu olabileceği kabul edilmelidir. Aynı zamanda yapılacak hukuki düzenlemeler ile dijital dünyanın gereklerine hukuk düzeni içerisinde de cevap verilerek dijital miras kavramı Türk Medeni Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir."

dijital miras ersan şen ejder demir fatih uzun hukuk
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Foxngame PUBG E-Pin Satış Hizmeti
Foxngame PUBG E-Pin Satış Hizmeti